|
|
|||||||||
|
|
Tek başına Özerklik ilan etmenin bir değeri yok.
Avrupa böyle hareketlere açıktan izin vermez ama yıllarca PKK nın destekçisi olan batıdan farklı bir şey beklemek de safdillik olur. Av. Halil Doğan Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı 19.07.2011 - Milli Gazete
"HAKİMLİK SINAVINI GEÇMEYEN HUKUK MEZUNU OLMAMALI" Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Halil Doğan da Türkiye'de hakim ve savcı sayısındaki yetersizliğin yargıda yaşanan sorunlarının başında geldiğine işaret etti. Bu durumun özellikle büyük şehirlerde daha fazla hissedildiğine dikkat çeken Doğan, "Türkiye'de hakim sayısında azlık yargının sorunlarının başında gelmektedir. Büyük şehirlerde asliye cezalarda bir yılda 3 bin civarında dosyaya bakma mecburiyeti çıkıyor. Bu da bir hakimin günde yaklaşık 10 dosyaya baktığı anlamına geliyor. Diğer sebepleri de kattığınızda dosyaların ertesi yıllara kalmama ihtimali yok. " şeklinde konuştu. "Sorunun çözülmesi için hukuk fakültelerinde daha iyi bir eğitim olmalı. " diyen Doğan şunları kaydetti: "Hakimlik sınavını geçemeyen hukuk mezunu olmamalı. Fakülteden sonra iyi bir stajla birlikte belli zamanlarda meslek içi eğitimlerle değişen mevzuata uyumları sağlanmalıdır. Tek başına hakim sayısını çoğaltmak yargının işleyişindeki tıkanma sorununu çözmez. Yeterli yardımcı eleman ve adli kolluk kurulmadan yargının hızlanması mümkün değildir. Bilirkişi sıfatıyla dosya gönderdiğiniz adli tıp gibi kurumlar 1, 5 -2 seneye randevu veriyorsa hakim çok olsa da, yetenekli olsa da , 'geciken adalet, adalet değildir' kuralınca problemin adil olarak çözülme imkanı olmaz. Savcıların soruşturma safhasında bir hakim gibi davranması ve önüne gelen her dosyada dava açmaması gerekir. Takipsizlik kararı veren savcı soruşturma geçiriyorsa, o zaman o da her önüne gelen olayda dava açama yoluna gitmektedir. Bu da dava sayısını çoğaltmaktadır. " Cihan Haber Ajansı-22.05.2011 Anayasayı millet yapar. Halil Doğan Anayasa, doğuşta “sivil”dir, sivil olmalıdır. Zira esas olan Anayasayı halkın yapmasıdır. Anayasa, toplumu teşkil eden bireylerin, kendi temel hak ve özgürlüklerini diğer bireyler adına kısıtlamayı kabul ettiğine dair temel düzenleme şeklidir. Millet tarafından yerleşik veya yerleşmesini öngördüğü esas kurallarının temel bir üst düzenleme olan, bir “ANA” yasa ile bir yasal düzenleme çıkarılmakta, bununla toplumun bazı işlerini görmek üzere de adına “devlet” denilen organları eliyle iş gören bir mekanizma ortaya çıkarmakta, bu ortak iş ve işlemleri görecek olan “devlet”in işleri yapmak için kendi parasından bir kısmını vergi olarak ödemeyi kabul etmekte ve buna benzer doğuştan haklarını sınırlamakta kendine görevler kabul etmektedir.
Yazının devamı için tıklayınız
|
Fotoğraflarım için tıklayınız
|
|||||||